Bir Siyaset Düşüncesi Eserinin Osmanlı Mısırı’ndan İstanbul’a İntikali: Allâmek Muhammed b. Mûsâ el-Bosnevî ve Der beyân-ı âdâbü’s-sultânî ve ahlâkü’l-hâkânî Adlı Tercümesi


Creative Commons License

Demir M.

in: Osmanlı Avrupası'nda Siyaset, Hukuk ve Şehir: Bir Entelektüel Coğrafyanın Teşükkülü, Özgür Kavak,Sevba Abdula, Editor, IDEFE Publications, Skopje, pp.203-248, 2026

  • Publication Type: Book Chapter / Chapter Research Book
  • Publication Date: 2026
  • Doi Number: 10.5331/eb14
  • Publisher: IDEFE Publications
  • City: Skopje
  • Page Numbers: pp.203-248
  • Editors: Özgür Kavak,Sevba Abdula, Editor
  • Open Archive Collection: AVESIS Open Access Collection
  • Bilecik Şeyh Edebali University Affiliated: Yes

Abstract

Bu çalışma, 17. yüzyıl Osmanlı âlimlerinden Allâmek Muhammed b. Mûsâ el-Bosnevî’nin (ö. 1046/1637), Osmanlı Mısırı’nda yaşamış olan Zeynüddîn Muhammed Abdürraûf el-Münâvî’nin (ö. 1031/1622) siyaset düşüncesi alanındaki el-Cevâhirü’l-mudiyye fî beyâni’l-âdâbi’s-sultâniyye adlı eseri üzerine hazırladığı tercümeyi incelemektedir. Der beyân-ı âdâbü’s-sultânî ve ahlâkü’l-hâkânî adıyla Sultan IV. Murad’a ithaf edilen bu tercüme, bir siyaset düşüncesi metninin Osmanlı Mısırı’ndan payitaht İstanbul’a intikalini ve bu süreçte geçirdiği dönüşümü ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Çalışma, tercümenin konusu, amacı, hitap kitlesi, ithafı ve dönemin tarihsel-düşünsel bağlamına ilişkin genel bir çerçeve sunduktan sonra Bosnevî’nin tercüme sürecinde benimsediği usul ve gerçekleştirdiği tasarrufları kaynak metinle mukayeseli olarak analiz etmektedir. Çalışmanın merkezî argümanı, Bosnevî’nin yalnızca metni aktaran bir mütercim değil, aynı zamanda metni kendi dönemi ve hitap ettiği kitlenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlayan bir şârih/musannif rolü üstlendiğidir. Bu bağlamda tercüme, kaynak metne birebir bağlı kalan harfî bir çeviri olmaktan ziyade bilinçli müdahalelerle şekillendirilmiş bir “kısmî (müntehap) tercüme” niteliğindedir. Bosnevî’nin bu stratejisi metin üzerinde uyguladığı ayıklama/eksiltme, ihtisar, geliştirme, yerlileştirme ve tashih etme gibi çok yönlü tasarruflarda belirginleşmektedir. Mütercim, kaynak metnin ana yapısına genel hatlarıyla sadık kalsa da bazı bölümleri kasıtlı olarak tercüme dışı bırakmıştır. Bunun en çarpıcı örneği, hilâfetin meşruiyet zeminini tartışan ve bu bakımdan Osmanlı saltanatının meşruiyet yapısı açısından “netameli” sayılan imâmet bahislerinin (imamet şartları, Kureyşîlik, tayin usulleri vb.) metinden bütünüyle ayıklanmasıdır. Diğer taraftan Bosnevî, metni muhatap kitlenin zihnine ve gündemine yaklaştırmak maksadıyla kaynak metinde eksik veya kapalı bulduğu noktaları ilavelerle zenginleştirmiş, kimi zaman yeni anekdotlar eklemiş, bazı ifadeleri daha anlaşılır kılmak için genişletmiş ve aktarım sürecinde çoğunlukla ihtisar yoluna başvurmuştur. Tercümenin, kavramsal ve düşünsel çerçevesiyle Osmanlı dünyasına uyarlanarak yerlileştirilmesi, mütercimin stratejik müdahalelerinin bir başka boyutunu teşkil etmektedir. Bu doğrultuda kaynak metinde geçen “imâm” kavramı, sistematik olarak Osmanlı sultanını çağrıştıran “sultân” ve “pâdişâh” ifadeleriyle karşılanmıştır. Ayrıca, kaynak metindeki Şâfiî-Eş‘arî vurgular titizlikle ayıklanmış, bunun yerine daha kapsayıcı ve Osmanlı bağlamıyla daha uyumlu olan “Ehl-i sünnet” kimliği öne çıkarılmıştır. Sonuç olarak Bosnevî’nin tercümesi, bir metnin imparatorluğun bir merkezinden diğerine yolculuğunda nasıl yeniden şekillendiğini, siyasî kaygıların ve metnin sunulduğu yeni ortam/bağlamın aktarım süreçlerini ne ölçüde belirlediğini gösteren somut bir örnek sunmaktadır. Tercüme bu yönüyle siyaset düşüncesi alanındaki metinlerin nasıl alımlandığını, dönemin ihtiyaçları doğrultusunda nasıl dönüştürüldüğünü anlamak için de özgün yönler barındırmaktadır.