NAKİB EL-ATTÂS’IN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ


Aydın A. (Editör)

Kitap Dünyası, İstanbul, 2026

  • Yayın Türü: Kitap / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: Kitap Dünyası
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Nakîb el-Attâs’ın eğitime dair düşüncelerini ele almadan önce onun insan, bilgi, din ve medeniyet tasavvuruyla ilgili düşüncelerine giriş olacak şekilde temas etmek daha isabetli olacaktır. Zira Nakîb el-Attâs’ın eğitim düşüncesi, modern eğitim sistemlerine yönelik eleştirilerinin ötesinde, insanın mahiyeti, bilginin anlamı, ahlâkın kaynağı ve medeniyetin kuruluşu üzerine geliştirdiği bütüncül bir düşünce sisteminin bir parçasıdır. Ona göre eğitim, yalnızca bireye belirli bilgi ve becerileri kazandıran teknik bir süreç değildir. Eğitimin asıl amacı, insanın kendisini, varlık âlemini ve nihai anlamını doğru biçimde kavramasını, sahip olduğu bilgiyi yerli yerince kullanmasını ve buna bağlı olarak iyi ve adil bir insan olarak yetişmesini sağlamaktır. Bu sebeple eğitim, insanın zihnini bilgiyle doldurmaktan ziyade, onun bilgiyle kurduğu ilişkinin niteliğini ve karakterini şekillendiren bir süreçtir. Attâs’ın eğitim düşüncesinin merkezinde “te’dîb” kavramı bulunmaktadır. Nitekim o, eğitimi yalnızca ta‘lîm (öğretim) veya terbiye (yetiştirme) kavramlarıyla açıklamak yerine, insanın hakikate ve varlık düzenine uygun biçimde konumlanmasını ifade eden te’dîb kavramını öne çıkarır. Te’dîb, insanın hem kendisiyle hem diğer insanlarla hem de varlık âlemiyle ilişkilerinde “yerli yerince” davranmasını sağlayan bir ahlâk ve adab terbiyesini ifade eder. Bu yönüyle eğitim, Attâs’ta bilgi aktarımından karakter inşasına, karakter inşasından ise insanın varlık içerisindeki doğru konumu- Ali Ülker 10 nu idrak etmesine uzanan bir süreçtir. Bu yaklaşımın arka planında Attâs’ın İslâmî düşünce yapısı bulunmaktadır. Ona göre bilgi, değerlerden bağımsız ve nötr bir alan değildir. Modern dönemde bilginin seküler bir dünya görüşü içerisinde yeniden yorumlanması, insanın hakikatle, dinle ve varlıkla ilişkisini dönüştürmüştür. Bunun sonucunda eğitim de büyük ölçüde faydacı, meslekî ve teknik amaçlara indirgenmiştir. Attâs’ın temel itirazı tam da burada ortaya çıkar. Eğitim, insanı yalnızca ekonomik üretime, meslekî başarıya veya toplumsal statüye hazırlayan bir araç hâline geldiğinde, eğitimin insanı insan yapan asli işlevi geri plana itilmektedir. Bu nedenle Attâs’ın eğitim anlayışında bilgi ile adab arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Doğru bilgi, insanı hakikate yaklaştırmalı, doğru adab ise bu bilginin doğru yerde, doğru amaçla ve doğru biçimde kullanılmasını sağlamalıdır. Bilginin çoğalması tek başına insanın kemale ermesi anlamına gelmez. Bilginin kişide hikmet, sorumluluk ve ahlâkî olgunluk meydana getirmesi gerekir. Bu açıdan eğitim, sadece “ne bilindiği” ile ilgili değil, aynı zamanda “bilginin insanda nasıl bir varlık ve karakter meydana getirdiği” meselesidir. Attâs’ın düşüncesinde eğitimin nihai hedeflerinden biri de iyi insanın (insân-ı sâlih) yetiştirilmesidir. Burada “iyi insan”, yalnızca bireysel anlamda ahlâklı bir kişi değildir. Hakikati bilen, bilgi ile eylem arasında tutarlılık kuran, kendisine ve topluma karşı sorumluluk taşıyan ve varlık düzenindeki yerini idrak eden insandır. Dolayısıyla eğitim ile toplum arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. İyi insanların yetişmediği bir toplumda yalnızca kurumları veya eğitim müfredatını değiştirmek, kalıcı bir medeniyet inşası için yeterli değildir. Medeniyetin niteliğini belirleyen şey, öncelikle o medeniyeti oluşturan insan tipidir. Nakib el-Attâs’ın Eğitime İlişkin Görüşleri 11 Bu çerçevede Attâs’ın eğitim düşüncesi; insan, bilgi, adab, hikmet, din ve medeniyet kavramlarının birbirinden bağımsız değil, aynı bütünün farklı unsurları olarak ele alındığı bir düşünce sistemi şeklinde değerlendirilebilir. Onun eğitim anlayışını anlamak, dolayısıyla yalnızca “eğitim nasıl olmalıdır?” sorusuna verilen cevabı incelemek değildir. Aynı zamanda “Nasıl bir insan yetiştirilmelidir, insan hangi bilgiye ihtiyaç duyar ve bu bilgi onu hakikate nasıl yöneltmelidir?” sorularına verdiği cevapları birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Attâs’ın modern eğitim anlayışına yönelttiği eleştiriler ve te’dîb merkezli eğitim tasavvuru da esasen bu daha geniş insan ve medeniyet projesi içerisinde anlam kazanmaktadır. Eserin ilk bölümünde Attâs’ın hayatı ve eserleri ele alınmıştır. İkinci bölümde O’nun bilgiye yaklaşımı, bilgi-bilim ilişkisi ve insan tasavvuru incelenirken son bölümde ise eğitime dair düşünceleri teferruatlı bir şekilde ele alınmıştır. Bu çerçevede şunu da söylemeliyim: 2019 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Yüksek Lisans tezi olarak savunulan bu çalışma gözden geçirilerek yeniden düzenlenmiş ve aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen eğitim camiasına küçük de olsa bir katkı sunma amacıyla kitap olarak basılmasına karar verilmiştir. Başta tez danışmanı ve jüri üyeleri olmak üzere, eserin hazırlanmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunar, bu çalışmanın eğitimcilere perspektif açan bir katkı olmasını temenni ederim.