ÇOK KUTUPLU DÜNYA EKONOMISINDE PARA VE TICARET BLOKLARININ OLUŞUMU: KÜRESEL EKONOMIK AYRIŞMA VE YENI DÜZEN
in: İKTISADI VE İDARI BILIMLER ALANINDA ARAŞTIRMALAR VE DEĞERLENDIRMELER, Prof. Dr. Mustafa METE, Editor, Gece Kitaplığı, Ankara, pp.45-75, 2026
- Publication Type: Book Chapter / Chapter Research Book
- Publication Date: 2026
- Publisher: Gece Kitaplığı
- City: Ankara
- Page Numbers: pp.45-75
- Editors: Prof. Dr. Mustafa METE, Editor
- Bilecik Şeyh Edebali University Affiliated: Yes
Abstract
Giriş
Son kırk yıl içerisinde küresel ekonomi, üretim yapısı, ticaret ağları ve finansal sistemin
organizasyonu açısından derin bir dönüşüm sürecinden geçmiştir. Özellikle Soğuk Savaş
sonrası dönemde hız kazanan küreselleşme süreci, sermaye hareketlerinin serbestleşmesi,
ticaretin liberalizasyonu ve finansal entegrasyonun artmasıyla birlikte dünya ekonomisinin
büyük ölçüde tek merkezli bir yapıya evrilmesine yol açmıştır. Bu süreçte Amerika Birleşik
Devletleri öncülüğünde şekillenen dolar merkezli uluslararası para sistemi ve küresel ticaret
ağları, ekonomik faaliyetlerin koordinasyonunda belirleyici bir rol üstlenmiştir. Ancak son
yıllarda yaşanan jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, pandemi sonrası tedarik zinciri
kırılmaları ve teknolojik rekabetin derinleşmesi, bu yapının sürdürülebilirliğine ilişkin
tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Günümüzde küresel ekonomik sistem, giderek daha
belirgin hale gelen birçok kutupluluk eğilimi içerisinde yeniden şekillenmektedir. Çin başta
olmak üzere yükselen ekonomilerin üretim, ticaret ve finans alanlarında artan ağırlığı, küresel
güç dengelerinde önemli bir kaymaya işaret etmektedir. Bu dönüşüm yalnızca ekonomik
büyüklüklerin yeniden dağılımı ile sınırlı kalmamakta; aynı zamanda uluslararası para sistemi,
ödeme altyapıları ve ticaret ilişkilerinin yapısal olarak yeniden organize edilmesine yol
açmaktadır. Bu bağlamda, küresel ekonomide giderek belirginleşen bir diğer eğilim ise
ekonomik ilişkilerin bloklaşma yönünde evrilmesidir. Özellikle son dönemde, dolar merkezli
sistemin dışında alternatif ödeme mekanizmalarının geliştirilmesi, yerel para birimleriyle
ticaretin teşvik edilmesi ve bölgesel ticaret anlaşmalarının artması, küresel ekonomik sistemde
bir ayrışma sürecinin hız kazandığını göstermektedir. BRICS ülkeleri arasında yerel para
kullanımı girişimleri, Çin’in uluslararasılaşan para politikaları ve bölgesel ticaret ağlarının
güçlenmesi, küresel ekonomide rekabet eden para ve ticaret bloklarının oluşmaya başladığına
işaret etmektedir. Bu gelişmeler, küreselleşmenin sona erdiği yönündeki tartışmalarla birlikte,
mevcut sistemin daha parçalı ve çok merkezli bir yapıya doğru evrildiğini ortaya koymaktadır.
Bu çalışma, söz konusu dönüşümü çok kutuplu dünya ekonomisi bağlamında para ve ticaret
bloklarının oluşumu üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel argümanı,
küresel ekonominin tek merkezli bir yapıdan uzaklaşarak rekabet eden bölgesel para ve ticaret
bloklarına ayrıştığı ve bu sürecin yeni bir ekonomik düzenin temelini oluşturduğudur. Bu
çerçevede çalışma, küresel ekonomik sistemdeki ayrışma (fragmentation) dinamiklerini ortaya
koyarak literatürde giderek önem kazanan jeoekonomik dönüşüm tartışmalarına katkı sunmayı
hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, şu temel araştırma sorusuna
odaklanmaktadır: Çok kutuplu dünya ekonomisi, para ve ticaret bloklarının oluşumunu nasıl
şekillendirmektedir? Bu ana soru kapsamında, dolar merkezli uluslararası para sisteminin
çözülme eğilimleri, alternatif para sistemlerinin yükselişi, ticaret ağlarının bölgeselleşme
düzeyi ve bu dönüşümün küreselleşmenin geleceği üzerindeki etkileri analiz edilmektedir.
Ayrıca gelişmekte olan ekonomilerin bu yeni oluşan yapıda nasıl konumlandığı da çalışmanın
önemli bir araştırma boyutunu oluşturmaktadır. Çalışma, teorik ve kavramsal bir çerçeve ile
desteklenen karşılaştırmalı makroekonomik analiz yöntemi kullanarak, küresel para ve ticaret
sistemindeki dönüşümü çok boyutlu bir perspektiften ele almaktadır. Bu yönüyle çalışma, hem
uluslararası iktisat literatürüne kavramsal katkı sağlamayı hem de politika yapıcılar açısından
yeni ekonomik düzenin dinamiklerine ilişkin analitik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır.