The Clinical Importance of the Tiglyceride-Glucose Index in Predicting Total Occlusion in Patients with Non-ST Elevation Myocardial Infarction
MN Kardiyoloji, vol.32, no.4, pp.124-130, 2025 (TRDizin)
- Publication Type: Article / Article
- Volume: 32 Issue: 4
- Publication Date: 2025
- Journal Name: MN Kardiyoloji
- Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Page Numbers: pp.124-130
- Bilecik Şeyh Edebali University Affiliated: Yes
Abstract
Objective: Non‐ST‐elevation myocardial infarction (NSTEMI) is a heterogeneous condition often associated with incomplete arterial blockage. However, some patients exhibit total occlusion (TO) of the infarct‐related artery, a phenomenon that worsens cardiovascular outcomes. The triglyceride‐glucose (TyG) index, a cost‐effective surrogate marker for insulin resistance, has been linked to adverse cardiovascular events. This study aims to assess the predictive value of the TyG index for TO in NSTEMI patients.
Material and Method: This retrospective study included 155 NSTEMI patients admitted in 2021‐2022. Patients were categorized into two groups: those with total occlusion (TO, n=79) and those without (NON‐TO, n=76). The TyG index was calculated as ln(fasting triglycerides [mg/dL] x fasting glucose [mg/dL]/2). Baseline characteristics, laboratory findings, and coronary artery involvement were compared between the groups. The predictive accuracy of the TyG index for TO was evaluated using receiver operating characteristic (ROC) curve analysis.
Results: The TyG index was significantly higher in the TO group compared to the NON‐TO group (5,23 ± 0,3 vs. 4,76 ± 0,51, p<0,001). For predicting TO, the cut‐off value of the TyG index was 5.04, with a sensitivity of 71.8% (95% CI: 61.8‐81.8) and a specificity of 71.4% (95% CI: 61.2‐81.6). The ROC analysis yielded an area under the curve (AUC) of 0.779 (95% CI: 0.708‐0.851; p<0.001). Hypertension, higher LDL cholesterol, triglycerides, and platelet counts were more prevalent in the TO group. Right coronary artery lesions were predominant in the TO group, while left circumflex and left anterior descending artery lesions were more common in the NON‐TO group.
Conclusion: The TyG index is significantly associated with total occlusion in NSTEMI patients, highlighting its potential as a predictive biomarker. This accessible and cost‐effective index could enhance risk stratification, facilitating early intervention for high‐risk patients. Further studies are warranted to validate its prognostic utility in larger populations.
Amaç: ST elevasyonu olmayan miyokard enfarktüsü (NSTEMI), sıklıkla inkomplet arterel tıkanıklıkla ilişkili heterojen bir durumdur. Ancak bazı hastalarda, kardiyovasküler sonuçları kötüleştiren enfarktüse neden olan arterin total tıkanıklığı (TO) gözlemlenir. Trigliserid‐glukoz (TyG) indeksi, insülin direncinin düşük maliyetli bir dolaylı belirteci olup, olumsuz kardiyovasküler olaylarla ilişkilendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, NSTEMI hastalarında TO için TyG indeksinin öngördürücü değerini değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Bu geriye dönük çalışmaya 2021‐2022 yılları arasında yatırılan 155 NSTEMI hastası dahil edildi. Hastalar iki gruba ayrıldı: Total tıkanıklığı olanlar (TO, n=79) ve olmayanlar (NON‐TO, n=76). TyG indeksi şu formülle hesaplandı: ln (açlık trigliserid [mg/dL] x açlık glukoz [mg/dL] / 2). Gruplar arasında temel klinik özellikler, laboratuvar bulguları ve koroner arter tutulumları karşılaştırıldı. TyG indeksinin TO öngörüsündeki doğruluğu alıcı işlem karakteristiği (ROC) eğrisi analiziyle değerlendirildi.
Bulgular: TyG indeksi, TO grubunda NON‐TO grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksekti (5,23 ± 0,3 vs. 4,76 ± 0,51, p<0,001). TO’yu öngörmede TyG indeksinin kesim değeri 5,04 olup, duyarlılığı %71,8 (%95 GA: 61,8‐81,8) ve özgüllüğü %71,4 (%95 güven aralığı (GA): 61,2‐81,6) olarak bulundu. ROC analizi sonucunda eğri altında kalan alan (AUC) 0,779 (%95 GA: 0,708‐0,851; p<0,001) idi. Hipertansiyon, yüksek düşük yoğunluklu lipoprtotein (LDL) kolesterol, trigliserid ve trombosit sayısı, TO grubunda daha yaygındı. Sağ koroner arter lezyonları TO grubunda baskınken, sol sirkumfleks ve sol ön inen arter lezyonları NON‐TO grubunda daha sık görüldü.
Sonuç: TyG indeksi, NSTEMI hastalarında TO ile anlamlı şekilde ilişkilidir ve öngördürücü bir biyobelirteç olarak potansiyelini göstermektedir. Bu kolay erişilebilir ve düşük maliyetli indeks, risk stratifikasyonunu güçlendirerek yüksek riskli hastalarda erken müdahaleyi kolaylaştırabilir. Daha büyük popülasyonlarda prognostik değerini doğrulamak için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.