İade Davranışlarının Karanlık Yüzü: Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri ve Tüketici Anomisinin Wardrobinge Yönelik Tutum ve Niyet Üzerindeki Etkisi


Creative Commons License

Paylan M. A., Bora Semiz B.

29. Pazarlama Kongresi, İstanbul, Türkiye, 23 Eylül 2026, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İstanbul
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Çalışma, wardrobingin eğilimsel ve normatif öncüllerini tek modelde sınayarak planlı

davranış teorisinin tutumun kaynağına ilişkin boşluğunu doldurmaya katkı sunmaktadır.

Bulgular, karanlık üçlünün bütünsel bir yapı olarak değil boyutları düzeyinde ele alınması

gerektiğini ve anominin etkisinin literatürde varsayıldığı gibi tek yönlü olmayabileceğini

göstermektedir. Bu örneklemde wardrobing, normatif kopuştan çok imaj yönetimi ekseninde

şekillenmektedir. Çalışmanın yararı, wardrobingi açıklayan kişilik ve norm temelli öncüllerin

göreli ağırlığını Türkiye verisiyle ilk kez ortaya koymasıdır.


Uygulayıcılara, iadeyi topyekûn kısıtlamak yerine görünürlük arzusunun yüksek olduğu

kategorilerde (lüks moda, aksesuar, özel gün giyimi) iade koşullarını farklılaştırmaları

önerilmektedir; böylece meşru tüketiciler cezalandırılmadan istismar sınırlanabilir.


Kolayda örnekleme ve genç ağırlıklı örneklem genellenebilirliği kısıtlamakta, kesitsel

tasarım nedensellik çıkarımına izin vermemekte ve davranışın etik açıdan tartışmalı niteliği

sosyal beğenirlik yanlılığı riski taşımaktadır. Araştırmacılara modeli dengeli örneklemlerle,

tüketim bağlamına özgü anomi ölçekleriyle ve beyan edilen gerçek davranışı ölçerek yeniden

sınamaları; anominin tutum üzerindeki negatif etkisinin farklı yaş grupları ve kültürlerde

tekrarlanıp tekrarlanmadığını incelemeleri önerilmektedir.

This study contributes to test both dispositional and normative antecedents of "wardrobing" within a single model. The findings suggest that the "Dark Triad" should be analyzed at the level of its individual dimensions rather than as a monolithic construct, and that the influence of anomie may not be unidirectional, contrary to common assumptions in the literature. In this sample, wardrobing is driven more by image management than by a normative detachment. A key contribution of this research is that it provides the first empirical assessment—using data from Turkey—of the relative weight of personality-based and norm-based antecedents in explaining wardrobing. For practitioners, it is recommended that, rather than imposing blanket restrictions on returns, policies should be differentiated based on product categories where the desire for visibility is high (e.g., luxury fashion, accessories, formal wear); this approach could curb abuse without penalizing legitimate consumers. Limitations include the use of a convenience sample skewed toward younger individuals, a cross-sectional design that precludes causal inference, and the potential for social desirability bias, given the ethically contentious nature of the behavior. Future research should re-examine this model using more balanced samples, context-specific measures of anomie, and data on actual (rather than self-reported) behavior; furthermore, it should investigate whether the negative impact of anomie on attitudes holds true across different age groups and cultural contexts.