Kafkasya, geçmişten günümüze çok dilli, dinli, milletli yapısı ve hegemonya yarışındaki güçlerin ve grupların kanlı mücadelelerine tanık olunan bir coğrafyadır. Bu mücadeleler genellikle etnik çatışmalar şeklinde geçmesine rağmen, asıl hedef küresel ve bölgesel güçlerin Kafkasya üzerinde sağlayacakları egemenliktir. Kafkasya, 21.yüzyılı yaşadığımız bu günlerde, barındırdığı doğal kaynaklar ile hidrokarbon enerjisine dayalı dünya ekonomisi için, Yeni Büyük Oyun olarak da ifade edilen, bölgesel ve küresel düzeyde önemli bir ilgi ve rekabet alanıdır. Bu sebeple bölgede vuku bulan hemen her uluslararası sorunun, yerel ve görünür özelliklerin ötesinde bölgesel ve küresel ölçekte, jeopolitik bir çerçevede değerlendirilmesi gerekilir. Bölgenin sahip olduğu petrol ve doğalgaz kaynakları ile jeopolitik ve jeostratejik konumu birçok bölgesel ve uluslararası sorunun doğmasında etkendir. Bölgede Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan etnik milliyetçilikler ve bunların neden olduğu çatışmaların temelinde, Çarlık Rusyası ve SSCBnin bölgede uygulamış oldukları nüfus politikaları, Sovyetler sonrası ortaya çıkan ideolojik boşluğu milliyetçiliğin doldurması ve Sovyet rejiminin bırakmış olduğu alışkanlıklar ve kurumlar etkili olmuştur. Ancak bu çatışmaların arka planında bölgede hâkimiyet kurmak isteyen küresel güçlerin çıkar hesapları bulunmaktadır. Bu çatışmalar uluslararası sistemin niteliğini de değiştirmiş, Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu hale gelen sistem, Kafkasyada yaşanan etnik çatışmalar ve güç mücadelelerinin sonunda çok kutuplu bir yapı halini almıştır. Çalışmada, Kafkasyada yaşanan etnik milliyetçiliklerin uluslararası sisteme etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda öncelikle Kafkasya coğrafyası ele alınmış ve bölgedeki çatışmalar,Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya şeklinde bir ayrıma tabi tutularak analiz edilmiştir. Son olarak çalışmada, Kafkasyadaki milliyetçi hareketlerin uluslararası sistem boyutu ele alınarak, Rusya ve ABDnin Kafkasya politikaları ve buradaki çatışmalara yaklaşımı incelenmiştir. Çalışmada öncelikle, bölgedeki çatışmaların ve kavgaların nedenini anlayabilmek için Kafkasya bölgesi tanımlanmıştır. Kafkasya sıradağlarının ikiye böldüğü Kafkasya, Büyük Kafkas Dağlarının kuzeyinde bulunan Kuban çöküntüsü, Stavropol platosu ve Terek çöküntülerinin oluşturduğu ve Rusya Federasyonunun egemenliğinde bulananKuzey Kafkasya ve ya Kafkasönü , güneyinde Küçük Kafkas Dağları, Rioni ve Kura çöküntülerinin oluşturduğu Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycanın yer aldığı Güney Kafkasya dan oluşmaktadır. Güney Kafkasya için günümüzde Transkafkasya deyimi sıklıkla kullanılmaktadır. Siyasi açıdan Kafkasyanın tamamı Avrupa kıtası içinde değerlendirilmektedir. Günümüzde Kuzey Kafkasyada yer alan özerk bölgeler şunlardır: Adige Cumhuriyeti, Karaçay-Çekes Cumhuriyeti, Kabardin-Balkar Cumhuriyeti, Kuzey Osetya Cumhuriyeti, Çeçen Cumhuriyeti, İnguş Cumhuriyeti ve Dağıstan Cumhuriyeti. Güney Kafkasyada yer alan bağımsız devletler ise, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistandır. Özerk bölgeler ise; Güney Osetya, Abhazya, Acara Cumhuriyeti, Cevahati Bölgesi, Nahçivan ve Dağlık Karabağdır. Kafkasya etnik, dini ve dil bakımından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Elliden fazla etnisitenin yaşadığı Kafkasyada yüzü aşkın dil ve lehçe konuşulmaktadır. Dini inanç bakımından da çeşitlilik gösteren Kafkasyada en yaygın din İslamdır. İslamiyetten sonra Ortodoks Hıristiyanlık gelmektedir. Kafkasya bölgesi, Orta Asyanın giriş kapısı, Orta Asya bakımından Batı pazarlarına açılan bir geçit olması ve Orta Asya ile bir bütün olarak ele alındığında zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olması bakımından büyük güçlerin mücadelelerine tanık olunmaktadır. Zengin yer altı ve yer üstü kaynakları ile Orta Asya ve Batı arasında yer alan Kafkasya hem jeopolitik hem de jeostratejik açıdan dünyanın en önemli bölgesidir diyebiliriz. Bunun yanında son dönemlerde tamamlanan enerji nakil hatları sebebiyle bölge büyük bir rekabet alanına dönmüştür. Çalışmada, Kafkasya bölgesinde yaşanmış olan büyük etnik çatışmalara yer verilmiştir. Bu çatışmalar, Çeçenistan-Rusya Federasyonu, Gürcistan-Güney Osetya, Gürcistan-Abhazya ve Karabağ üzerinde yaşanan Azerbaycan-Ermenistan savaşlarıdır. Bu savaşların temelinde, tarihsel bağlamda bölgenin yönetiminde hem Çarlık dönemi hem de SSCB döneminde söz sahibi olan Rusların, bölgeyi daha rahat yönetebilmek için uygulamış olduğu nüfus politikaları etkili olduğu görülmektedir. Etnisiteler arasında huzursuzluk çıkararak bölgeyi daha rahat yöneten Ruslar, Rusya Federasyonunun kurulmasından sonra bölge üzerindeki hâkimiyetini devam ettirebilmek için yine bu ihtilaflardan yararlanmaya çalışmışlardır. Bu çatışmalar günümüzde stabil durumda olsalar bile hala çözüme kavuşturulamamışlar ve her an alevlenme tehlikesi bulunmaktadır. Ayrıca çalışmanın geniş bölümünde, bölge üzerinde hegemonya çatışması veren iki devletin (ABD ve RF) Kafkasya üzerindeki politikalarına yer verilmiştir. Özellikle Güney Kafkasya devletlerinin demokrasiye ve serbest piyasa ekonominse geçmesini arzulayan ABDnin bölgeye yönelik hedeflerinin gerçekleştirilmesinde kullandığı en önemli araç yardım programları olduğu ortaya çıkmaktadır. ABDnin bölgeye yardım programları, demokrasi, ekonomik reform, güvenlik ve hukuk reformu ve insani yardım başlıkları altında toplanabilir. Bunun yanında çeşitli vakıf ve kuruluşlarla bölgede etkinliğini arttırmaya çalışan ABDnin demokrasi söylemi, daha çok ABD yanlısı kişilerin iktidara gelmesini sağlamaktır.ABDnin Kafkasya politikaları içindeki en önemli konu şüphesiz Hazar enerji kaynaklarını Batı pazarlarına ulaştıran boru hatlarıdır. ABDnin hedefi bölgedeki Rus egemenliğini kırmaktır.. Bölgedeki eski nüfuzunu kazanmaya çalışan RF, bir taraftan yakın çevre politikası ile eski Sovyet toprakları üzerindeki iddialarını korumaya çalışırken, diğer taraftan bölgedeki etnik çatışmaları, bölgeye yeniden yerleşmekte bir araç olarak kullanmaktadır. Rusya, Batıyla bütünleşme çabası içinde olan ve ken
This study entitled as the effect of ethnic nationalism in the Caucasus on the international system after the Cold War tries to explain conflicts that took place in the Caucasus after the collapse of USSR. During this period, the Caucasus turned into a war zone and a number of long-lasting conflicts even which still continue today occurred between various ethnic groups,. The most important reason of these conflicts is that ethnic nationalism, as an ideology, substituted the communism of the USSR period. At the same time, the strategic location and natural resources of the Caucasus geography cause this competition over the region by using ethnic nationalism. The purpose of owning the Caspian resources and the policy of dominating over the Caucasus are also the reasons of these conflicts. In this sense, the conflicts faced by the society are the means of competition for domination. The USA and Russia are the biggest powers in the Caucasus and Russia can have a say in the region by manipulating these ethnic conflicts.