in: Güncel Tıp Bilimleri ve Sağlık 1, Prof. Dr. Alper Karagöz,Prof. Dr. Neşe Kaklıkkaya,Doç.Dr.Serdar Güngör, Editor, Gece Kitaplığı Yayınevi, Ankara, pp.7-26, 2025
Nörolojik
hastalıkların gelişimine dair geleneksel, yalnızca sinir sistemi odaklı
yaklaşım günümüzde yerini daha bütüncül bir bakış açısına bırakmaktadır. Son on
yılda yapılan bilimsel çalışmalar, mikrobiyota–bağırsak–beyin (MBB) ekseninin
sinir sistemi üzerinde etkili olan çift yönlü bir iletişim ağı olduğuna işaret
etmektedir. Bu eksen; nöronal (vagus siniri, enterik sinir sistemi), nöroimmün
(sitokin sinyalleşmesi) ve metabolik (kısa zincirli yağ asitleri,
nörotransmitterler) yollarla işleyen karmaşık bir sistem üzerinden çalışır.
MBB ekseninin
bozulması, yani disbiyozis, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif
hastalıklardan epilepsi, migren, nöropati, miyopati, multipl skleroz ve inme
gibi çeşitli nörolojik bozukluklara kadar geniş bir hastalık yelpazesiyle
ilişkilendirilmiştir. Bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulmasıyla
başlayan bu patolojik süreç, bağırsak bariyerinin geçirgenliğinin artmasına ve
sistemik inflamasyon gelişimine yol açar. Ardından bu inflamasyon, KBB
bütünlüğünü zayıflatır ve kronik nöroenflamasyonu tetikleyerek sinir sistemi
hasarını hızlandırır. Bu bulgular, nörolojik hastalıkların önlenmesi ve
tedavisinde bağırsak mikrobiyotasının potansiyel bir hedef olarak
değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Güncel tedavi yaklaşımları da
bu doğrultuda şekillenmekte; mikrobiyal dengeyi yeniden kurmaya yönelik
stratejiler, nörolojik hastalıkların tedavisinde umut verici bir yön olarak öne
çıkmaktadır.