Karar ağaçları sınıflandırma algoritması ile toprak özgül direnci tespitinde jeolojik veri kullanımı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABDULLAH BÜYÜKIŞIKLAR

Danışman: ÜMİT ÇİĞDEM TURHAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Elektrikli cihazların herhangi bir elektrik kaçağı tehlikesine karşı gövdelerinin bir iletkenle topraklama sistemine bağlanması olarak tanımlanabilen topraklama oldukça basit ancak güvenlik için son derece önemli bir koruma sistemidir. Bu sistemin beklenen korumayı yerine getirebilmesi için topraklanacak cihazın, gövdesinden toprağa kadar olan elektriksel direncin yeterince düşük olması gerekir. Bu elektriksel direnç temel olarak topraklama iletkenlerinin direnci ve topraklama iletkenlerinin toprak geçiş direncinden ibarettir. Topraklama iletkenlerinin direnci ihmal edilebilecek kadar küçük olduğundan sistemdeki asıl önemli direnç, topraklama iletkenlerinin toprak geçiş direncidir. Toprak geçiş direncinin belirlenmesinde toprağın jeolojik yapısı ile değişkenlik gösteren toprak özgül direnci önemli ölçüde etkilidir. Bu nedenle doğru toprak özgül direnç değeri kullanımı için mümkünse ölçüm yapılmalıdır. Ancak ülkemizde çoğu gerçek uygulamada ölçüm yapılmaksızın toprak özgül direnci 100Ω olarak kabul edilerek tasarım yapılmaktadır. Türkiye'de 1999 Kocaeli depremi sonrası elektrik tesisi barındıran yapıların inşa edilmesi sırasında jeolojik veri kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu çalışmada elde edilen jeolojik veriden yararlanarak toprak özgül direncinin ölçüm yapılmaksızın gerçeğe en yakın şekilde belirlenebilmesi amacıyla bir veri madenciliği uygulaması yapılmıştır. Jeolojik veri-toprak özgül direnci ilişkisi Weka yazılım ortamında karar ağacı sınıflandırma algoritmaları ile modellenmiş ve bu modelden yararlanılarak toprak özgül direnç tahminleri yapılmıştır. Tahmin sonuçları oldukça anlamlı çıktılar vermiştir. Bölge çeşitliliği arttırılarak daha geniş çaplarda yapılabilecek uygulamalar için bu çalışmanın öncü bir çalışma olması umulmaktadır.