Bilecik türbeleri ve inanç sistemindeki yeri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, TARİH ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HAMİYET BİLGİLİ
Danışman: REFİK ARIKAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma esas olarak arşiv kayıtları ve arazi çalışması üzerinden Bilecik türbeleri ve etrafında oluşan inanç sistemini sorgulamaktadır. Öncelikle, Bilecik, tüm ilçe ve köylerindeki türbe tespitleri yapılarak arazi çalışmasına çıkıldı ve türbeler yerinde incelendi. Böylece türbelerde Orta Asya Türk inanç sistemin yoğunlukta olduğu ortaya konulmuştur. Bilecik il sınırlarında bir kısmı Osmanlılardan bir kısmı Milli Mücadele zamanından kalma türbe ve yatırların sayısı oldukça fazladır. Osmanlı kuruluş döneminin önemli şahıslarından olan Ertuğrul Gazi, Şeyh Edebali, Dursun Fakih, Kumral Abdal, Abdullah Mihal Gazi ve İsa Sofi'nin türbeleri Bilecik il sınırları içerisinde yer almaktadır. Ayrıca Milli Mücadele'de önemli görev ve vazifeler üstlenmiş olan Şehit Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi'nin Türbesi de bu coğrafyada bulunmaktadır. Bilecik türbeleri etrafında oluşan dini uygulamalar hakkında da yerel halk ile kapsamlı sözlü mülakatlar yapıldı. Bilecik türbeleri bu anlamda oldukça gelişmiş ve halkın türbelerden bazı inançsal beklentileri oluşmuştur. Ancak etrafında dini uygulamalar oluşan türbeler olduğu gibi pekte bu uygulamaların gelişmediği türbelerde bulunmaktadır. Genelde bu türbeler devlet şahıslarına ait türbelerdir. Özellikle Harman köyde bulunan Hatip Abdullah Türbesi ve Deresakarı köyünde bulunan Mehmet Nuri Efendi Türbesi'inde bu gibi uygulamalar oluşmamıştır. Oysa kimliği belirsiz olan türbelerde batıl itikatlar daha fazla gelişme göstermiş ve hala devam ettirilmektedir. Türbeler etrafında oluşan dini uygulamalara çalışmada detaylı olarak yer verilmiştir. Bilecik türbeleri arasında mimari değeri olan türbelerin sayısı mimari özelliği bulunmayan türbelere göre daha azdır. Bu türbeler genelde devlet şahıslarına ait türbelerdir. Diğerleri ise başta yatır olup daha sonrasında yerel halkın gayretleri neticesinde üzerine bina inşa edilerek türbe değeri kazanmıştır. Bu bilgilere de çalışmada yer verilmektedir.