İnançlar ve Gelenekler Çerçevesinde Anadolu'da Yaşayan Alevilik: Batı Ege Tahtacıları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, TARİH ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET CAN BİLGE
Danışman: Ali Karahan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İnanç, insanların en temel içgüdülerinden biridir. Her toplum kendi inanç dinamiklerini geliştirerek belli sistemler inşa etmiştir. Dolayısıyla serüvenlerinin başlamasıyla birlikte Türk toplulukları da çeşitli inanç sistemleri içerisinde Tanrı'ya yaklaşma yoluna başvurmuşlardır. Orta Asya'nın steplerinde, yaşam şartlarının gölgesinde gelişen inançları; yolculuğa devam ettikçe ve yeni inançlar tanındıkça çeşitlenmiştir. İslam'ın İran coğrafyasına girmesiyle birlikte, bölgede bulunan Türk toplulukları mütemadiyen İslam dinini kabul etmiş, kendilerine özgü kadim gelenekleri, İran anlayışını ve bölgeye göç etmiş peygamber ailesinin travmalarını da yorumlayıp kendilerine özgü bir inanç sistemi geliştirmişlerdir. Bu toplulukların Anadolu'ya gelmesiyle birlikte de adına "Anadolu Aleviliği" dediğimiz bir inanç ortaya çıkmıştır. Kültür-inanç-mitoloji üçgeni içerisinde gelişen bu inanç bünyesinde döneminin etkisini barındırmakla birlikte bin yılların birikiminden de izler taşır. Kendilerinin ifadesiyle Horasan'dan başlayan Tahtacıların macerası ise Ege Denizi'nin kıyılarına ulaşıncaya kadar uzun bir göç yolunu ifade etmektedir. Bölgeye gelmeleriyle birlikte dağlarda kurdukları yaşam biçimleriyle ve kendilerine özgü gelenekleriyle Anadolu Aleviliği içerisinde nev-i şahsına münhasır bir topluluk haline gelmişlerdir. Tahtacıların, toplumdan izole yaşamları, toplumsal yapılarının da kendilerine özgü olmasına yol açmış ve Aleviliğin bazı noktalarını daha toplumsal şekilde algılayarak yeni anlayışlar geliştirmişlerdir. "Anadolu Aleviliğinin" piri sayılan Hacı Bektaş-î Velî geleneğinden ayrılıp kendi ocak sistemleri içerisinde varlıklarını devam ettirmişlerdir. Dolayısıyla kendi yollarını inşa eden bu topluluğun tarihsel serüveni, diğer zümrelerle ilişkileri ve inanca bakışları din tarihçisinin ilgisini çeken bir konu haline gelerek; yerli-yabancı pek çok araştırmacı tarafından incelenmiştir.