M.Ö. 3. binyılda Bilecik ve yakın çevresinde görülen yerleşim modelleri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NESLİŞAH ÖZKAN
Danışman: DENİZ SARI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışması kapsamında Bilecik il sınırları içerisinde tespit edilen ve M.Ö. 3. Binyıla tarihlenen yerleşmeler ve söz konusu yerleşmelerin çanak çömlek buluntuları incelenmiştir. Çalışmalar sırasında, il coğrafyası detaylı bir şekilde incelenmiş ve bu incelemenin sonucuna göre bölgenin kendi içince coğrafi zonlar oluşturduğu anlaşılmıştır. Bu zonlar doğrultusunda Kuzeybatı, Orta, Kuzeydoğu ve Orta-Güney olmak üzere alt bölgelere ayrılmış ve incelemeler bu bölgeler dikkate alınarak yapılmıştır. Çalışmada esas alınan iki farklı konu bulunmaktadır. Bunlardan birisi çanak çömlek verileri aracılığı ile saptanan kültür bölgeleri; bir diğeri ise coğrafya aracılığı ile tespit edilebilen yerleşim karakteridir. İl, M.Ö. 3. Binyıl'da Bitinya-Frigya kültür bölgesinin etki alanı içinde yer almaktadır. İncelenen yerleşmelerde bu iki kültüre ilişkin çeşitli çanak çömlek buluntuları ele geçmiştir. Bunların yanında yine aynı çanak çömlek buluntuları bölgenin kendi içinde bir bütünlük sergilediğini de göstermektedir. Öte yandan yerleşim modelleri ele alındığında, il genelinde bir hareketlilik dikkat çekmektedir. Sakarya Nehri, tarih öncesi dönemler düşünüldüğünde bu coğrafyada yaşayan insanlar için büyük bir şans olarak gözükmektedir. Bununla birlikte taşkınlarıyla büyük şanssızlık olarak da yorumlanabilir. Bu hareketli coğrafyada yerleşimlerin ilk seçenek olarak nehir kenarlarına yakın konumlara, ikinci seçenek olarak ise tepelik alanlara kurulmasını açıklar niteliktedir. Bu durumun sonucu olarak farklı karakterdeki yerleşim modelleri oluşmuştur. Anadolu coğrafyası ve ulaşım güzergahları ele alındığında geçiş noktasında yer alması ili dönemi için oldukça önemli bir noktaya koymaktadır. Bu sebeple bölge, tarihöncesi ve sonrası dönemlerde hiçbir zaman terkedilmemiş, kuzeyden güneye doğudan batıya farklı kültürlerin öğelerinin bütünleştiği bir pota vazifesi görmüştür. Konumu sayesinde, zorlu koşullarına ve topografyasına rağmen iklim değişikliği, doğal afetler gibi çeşitli çevresel koşullardan etkilnememiş ve çağlar boyu kesintisiz yerleşim görmeye devam etmiştir.