İkinci dünya savaşı dönemi basınında Almanya-SSCB ilişkileri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ, TARİH ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞEGÜL AKGÜN
Danışman: SELMA GÖKTÜRK ÇETİNKAYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışması, İkinci Dünya Savaşı döneminde Almanya ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasındaki ilişkilerin basına yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, propaganda ve savaş kavramlarının eş iz düşümlerini kavrayarak fiili harbi ve seyrini etkileyen propagandanın amacı ve kapsamları açısından bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Almanya ve SSCB gibi iki farklı görüşteki totaliter rejimin, 23 Ağustos 1939'da aynı masaya oturması dünyadaki siyasi ve askeri ilişkilerde bir dönüm noktası oluşturmuştur. Bu çalışmada, iki ülkenin siyasi liderleri ve halkları arasında oluşan algı farklılıkları incelenerek Almanya-SSCB ilişkilerindeki gerginlik ve dönemin propagandist stratejileri derinlemesine ele alınmıştır. İkinci Dünya Savaşı, tarihte benzerine pek az rastlanan, küresel çapta bir çatışma olmuş ve Almanya ile SSCB, bu sürecin merkezindeki önemli oyuncular olarak yer almıştır. Bu iki ülke arasındaki ilişkiler, politik ve ideolojik farklılıkların etkisi altında karmaşık bir seyir izlemiştir. Özellikle 23 Ağustos 1939'da imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktı, Almanya ve SSCB arasında bir çıkar anlaşması gibi görünse de aslında bu iki ülkenin kendi hedefleri doğrultusunda güç dengelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen bir manevradır. Ancak, bu ilişki sürdürülebilir olmamış ve Almanya'nın 22 Haziran 1941'de Sovyet topraklarına "Barbarossa Harekâtı" nı başlatmasıyla ilişkiler tekrar gerilmiştir. Sovyetler Birliği'nin 2 Mayıs 1945'te Berlin üzerine düzenlediği son taarruz ile artık İkinci Dünya Savaşı'ndaki Alman faktörü ortadan kalmıştır. Savaşın başlangıcından itibaren Alman ve Sovyet basın organlarının kullandığı propagandayı titizlikle analiz eden tez, her iki ülkenin siyasi liderleri ve halkları arasında oluşan algı farklılıklarını ve ilişkilerdeki gerginlikleri anlamayı hedeflemektedir. Bu ikinci büyük harp, tarihte benzerine pek az rastlanan, küresel çapta bir çatışma olmuştur ve Almanya ile SSCB, bu sürecin merkezinde önemli oyuncular olarak yer almıştır. Savaşın başlangıcında, Alman basını savaşı coşkulu ve epik bir dille ifade ederken, Alman ordusunun askeri üstünlüğünü ve hızlı ilerleyişini vurgulamıştır. Almanya'nın Doğu Cephesi'nde elde ettiği başarılar, Alman basınında büyük bir gurur kaynağı olmuş ve düşmanları küçümsemek için kullanılmıştır. Propaganda yoluyla, Almanya'nın askeri gücü ve zaferleri sürekli ön plana çıkarılarak halkın savaşa olan destek ve coşkusu artırılmaya çalışılmıştır. Öte yandan, SSCB basını ise Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı'nın ihlal edildiği gerekçesiyle Almanları suçlamış ve savaşı SSCB'nin savunma ve haklılık savaşı olarak tanımlamıştır. Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne karşı iii saldırgan bir tutum sergilediği iddiası, SSCB basınında sık sık yer almış ve savaşın temelinde Almanya'nın saldırganlığına vurgu yapılmıştır. Propaganda yoluyla, halkın milli birlik ve dayanışma içinde olması teşvik edilmiş ve savaşın ciddiyeti halka anlatılmıştır. Bu tez çalışması, savaşın başlangıcından itibaren Almanya, SSCB, İngiltere ve Türkiye gibi devletlerin çeşitli basın organlarının kullandığı dil, ton ve içerik açısından nasıl farklılık gösterdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Aynı olayların farklı şekillerde sunulması, her iki ülkenin de ulusal çıkarlarını ve siyasi hedeflerini kamuoyuna yansıtma çabalarının bir sonucudur. Araştırmada kullanılan tarihi belgeler, arşivler ve uluslararası medya raporları, her iki ülkenin basınının da propagandayı etkin bir şekilde kullanarak, kendi halklarına yönelik algı yönetimi yaptığını göstermektedir.