Türkiye'deki uluslararası koruma ve geçici koruma başvuru sahibi sığınmacıların Türkiye'nin sosyo ekonomik yapısına etkisi: Bir saha araştırması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, İKTİSAT ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MESUT ÇAKIR

Danışman: İSMAİL HAKKİ İŞCAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

20. yüzyılda yaşanan iki büyük dünya savaşı başta olmak üzere, ulusal ve uluslararası çatışmaların ve krizlerin etkisiyle yaşanan şiddet, zulüm ve insan hakları ihlalleri, milyonlarca insanın evlerini ve ülkelerini terk etmesine neden olmuştur. Birleşmiş Milletlerin (BM) yürüttüğü çalışmalar sonucunda mülteci hukukunun temel belgeleri olarak kabul edilen 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme (MHSİS) ve 1967 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol (MHSİP) yürürlüğe girmiştir. Türkiye bulunduğu bölge itibariyle mülteci ve sığınmacılar açısından geçiş ülkesi olması yanında son yıllarda hedef ülke konumuna gelmiş önemli bir coğrafi özelliği olan ülkedir. Bu durum Türkiye'nin mülteci politikalarını da yakından etkilemiştir. Türkiye'nin komşu ve yakın coğrafyasındaki Suriye, Irak ve Afganistan gibi ülkelerde savaş ve iç karışıklıkların devam etmesi, Türkiye'ye gelen mülteci ve sığınmacıların sayısının giderek artmasına neden olmuştur. Türkiye, son yıllarda artan göç akını dolayısıyla uyum politikaları geliştirmeye ve göçe dair hukuki yapısını, merhamet temelinde insancıl bir bakış, hukuki etkenler ve Avrupa Birliği uyum süreci etrafında oluşturmaya çalışarak göç yönetimini şekillendirmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin, coğrafi açıdan komşusu olduğu bölge ve ülkelerde meydana gelen çatışmalardan olumsuz etkilenen ve yaşadıkları topraklardan ayrılmak durumunda kalan bölge halkına yönelik yürüttüğü barışçıl ve insancıl politikaları doğrultusunda kabul ettiği dört milyona yakın sığınmacının Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısına yönelik etkileşimini ortaya koymaya çalışmaktır. Ayrıca çalışma ortaya koyduğu sonuçlar açısından Türkiye'nin göçe dair uyum politikalarının üretilmesine katkıda bulunmayı ve sığınmacıların da Türkiye den beklentilerine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışmada, 26 il genelinde ve 2637 sığınmacı (mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma, geçici koruma) üzerinde gerçekleştirilen, saha çalışmasından elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Saha çalışmasında elde edilen veriler, yapılandırılmış görüşme tekniği ile ve altı grupta hazırlanan anket soruları ile toplanmıştır. Anket verilerinin analizi sonrası ulaşılan sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, 2016 yılından bu yana en fazla göç alan ülke konumunda bulunan Türkiye'nin göç yönetiminde toplumsal uyum konusunda yeni açılımlar gerçekleştirmesi gerektiği, mülteci ve sığınmacıların geleneksel göçmen sorunlarını Türkiye'de deyaşamakta oldukları ve Türkiye'nin göç edenlerle yerleşikler arasında çıkabilecek toplumsal ve ekonomik uyumsuzlukların giderilmesinde daha etkin ve son derece dikkatli davranması gerektiği anlaşılmaktadır.