Halid Ziya Uşaklıgil'in hikayeleri üzerine anlatıbilimsel bir inceleme
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZLEM KAYA
Danışman: YAKUP ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Anlatma insan için bir ihtiyaçtır. İlkel dönemlerde mağara duvarlarındaki figüratif tasvirlerden modern hayattaki dijital metin ve görsellere kadar hepsi bu ihtiyacı karşılamadaki unsurlardır. Anlatmaya dayalı türler, destanlar, masallar, menkıbeler, halk hikâyeleri ile devam eder. Bu anlatı türleri şekil ve konu bağlamında birbirine benzeyen ve ayrılan özelliklere sahiptir. İlk hikâyelerde Doğu edebiyatının izleri görülüyorken Batılı anlamda hikâye Tanzimat ile birlikte görülmeye başlamıştır. Daha çok romancılığıyla tanınan Halid Ziya Uşaklıgil'in hikâyeciliği de romancılığı kadar başarılıdır. 1888'de yayımlanan ilk hikâyeleri modern hikâyecilik için önemli örneklerdir. Servet-i Fünun öncesi, Servet-i Fünun, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yazıp yayımladığı küçük ve büyük hikâyeleriyle aktif bir yazı hayatı olmuştur. 1960'larda bir disiplin hâlini alan anlatıbilimin kökleri Platon ve Aristo'nun mimesis ve diegesis kavramlarına kadar uzanır. Saussure geleneği, Rus Biçimciliği, Prag Ekolü, Yeni Eleştiri anlatıbilimin bir disiplin hâlini almasına kadar geçen süreçte disipline temel oluşturan fikirler vermişlerdir. Anlatıbilim eser merkezli incelemeyi savunan bir yaklaşıma sahiptir. Çalışmamızda anlatıbilim kuramı, Halid Ziya Uşaklıgil'in hikâyelerinde eser merkezli okuma yapılarak uygulanmıştır. Anlatıbilimsel inceleme zaman ve mekân kavramlarıyla sınırlandırılmıştır. Gérard Genette'in öyküleme zamanı kavramına ait üç tipolojisi ve anlatıdaki ritim unsurları tespit edilmiştir. Mekân irdelenirken Marie-Laure Ryan ve Seymour Chatman'in görüşleri dikkate alınmıştır.