Meme kanserinde MGMT ve P16INK4A(CDKN2A)genlerinin metilasyonlarının Metilasyon Spesifik PCR(MSP) yöntemiyle belirlenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUSTAFA YILDIZ
Danışman: Onur Eroğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bireysel tedavi yöntemlerinin giderek ön plana çıktığı yeni çağda, genetik temel üzerinde gelişen kanserin sınıflandırmasının moleküler düzeyde yapılmasının önemi kabul görürken, hasta tümör örneklerinin epigenetik durumlarının incelenmesi hastalık hakkında tanı, tedavi ve prognoz ile ilişkili detayların bilinmesine yol açacaktır. Yöntem: İnvazif meme tümörlü dokularda tümör süpresör gen olarak kabul gören P16 (CDKN2A), MGMT genlerinin promotor bölgesinde metilasyon durumlarını inceleyerek, meme tümörünün histopatolojik prognostik bulguları ve hastaların bazı demografik bilgileri ile ilişkisi değerlendirdik. Epigenetik çalışmalar için ise MSP yöntemini kullandık. Bulgular: Çalışmada P16 (CDKN2A) geninde olguların % 43,8'inde, MGMT geninde olguların % 34,4'ünde promotor hipermetilasyonu farklı oranlarda gözlenmiştir. Bu sonuçlar ile olguların prognostik faktörlerine bakıldığı zaman P16 (CDKN2A), MGMT genleri tümörün yaş ile anlamsız, ER(+)'liği, PR(+)'liği ve C-erb-B2(+)'liği ile anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak MS-PCR tekniğinin meme kanserinin metilasyon profillerinin taranmasında kullanılabilecek bir teknik olduğu görülmüştür. Sonuç: Moleküler analizlerin meme kanserinin karakteri hakkında bilgi verici olduğu açıktır. Ancak hiç şüphe yok ki, daha güçlü istatistiksel sonuçları elde etmek için veri madenciliği olarak isimlendirilen, kümeleme ve çok değişkenli regresyon hesaplamalarının kombinasyonundan oluşan ileri istatistiksel analizlerin uygulanabileceği geniş hasta grupları ile çalışmalar yapılması son derece önemlidir. Bu sebeple, geniş gruplar ile çok değerli çalışmaların hızlı ve güvenilir şekilde yapılmasına imkan sağlayacak tümör biyobankalarının oluşturulması ve devamlılığının sağlanması öncelikli hedeflerden olmalıdır.